tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2013 Salı

12 Ekim - 18 Ekim 6 gün altı ülke

Didem'in bir yerlere gitme isteği ve benim yıl sonunda geçerliliğini yitirecek millerimin baskısı altında bir seyahate çıkmaya karar verdik. Kabaca rotamız uçakla Saraybosna, oradan araba kiralayarak Karadağ, Arnavutluk,Makedonya,Kosova,Sırbistan ve Saraybosna. Bayramdan önceki son hafta idi ve gidebileceğimiz vize istemeyen bir ülke olmalıydı. Fas, Tunus ve Bosna Hersek arasında bir seçim yapabiliyorduk ve güvenlik risklerini düşünerek Saraybosna'da karar kıldık. Didem'in uçak biletini misafir yolcu statüsünden 13000 mil ve 100 lira para karşılığında aldık, benim biletim için Wings Card'ın millerini kullandık 59000 mil puan.
Uçuşumuz sabah 08:50 Atatürk Havalimanı üzerinden olacak, sabah saat 07:00 civarında havalimanında olduk ancak o ne? Check in için bir kuyruk var akıllara zarar, biz elektronik check-in yaptırmıştık ancak 1 adet bavulumuz var, sırayı beklersek uçağı kaçıracağımız kesin görünüyor. Neyse yetkili birileri ile görüşüp rica ettim, bavulu verdik hemen pasaporta koştuk ve yeni bir şok. Tabiri caizse pasaportta kuyruğun dibi yok! Bayramda herkes İstanbul'u terk ediyor. Neyse orada da bir yol bulup pasaport kontrolden de geçtik, koştur koştur kapıya vardık. Kontroller yapıldı ve uçağa alındık. Oturuyoruz 30 dakika kadar oldu kaptan bir anons yaptı, Saraybosna havaalanın'daki kötü hava koşulları nedeni ile kalkışımızı gerçekleştiremiyoruz yarım saat sonra yeni durum bilgisi alacağız. Herneyse yarım saatin üzerinden bir yarım saat daha geçti bir gelişme yok! Bu arada yolculardan birisi fenalaştı, doktor yok mu filan bir doktor çıktı biraz o konu ile oyalandık. Sonrasında şu an için uçamayacağız sizi tekrar salona alacağız dediler. Salona döndük insanlarda homurdanmanın bini bir para, kimisi diyor ki önemli birisi gecikti onu bekliyoruz, bir kısım uçak bozuldu motoru açtılar diyor, her kafadan bir ses, THY yetkililerine bağıran çağıran mı ararsın, size tazminat davası açacam diyenleri  mi:)

Neyse saat 11:30 itibarı ile İstanbul'dan yola çıkabildik ve Saraybosna'da sislerin içine indik. Oranın saati ile 12:30 gibiydi, planladığımız gibi bir araba kiralamak için harekete geçtik ve şirketlerden fiyatlarını aldık ancak hepsi internet fiyatlarından pahalı, ben bir kaç ülke gezeceğimiz için sorun çıkmasın diye düşünerek internet'ten rezervasyon yaptırmadım. Neyse City Car Rental adındaki lokal firma bize günlüğü €40 fiyatla Opel Astra 1,6 2013 model benzinli bir araç ve navigasyon için de günlük €5  teklif etti. Makul bulduk aracı inceledik uzun bir süre Maida adındaki görevli kız aracın her noktasındaki kırığı çiziği not aldı filan, aracı aldık yola çıktık. Rezervasyon yaptırdığım Grand Otele ulaştık, 4 yıldızlı büyük bir otel oda kahvaltı 2 kişi €48 fiyatla konakladık ve açıkcası çok memnun kaldık. Günün akşamına kadar sokaklarda gezip otele döndük ve resepsiyondaki arkadaştan bize lokal bir restaurant önermesini rica ettik. Önerdiği yer gerçekten çok şıktı, atmosferden çok memnun kaldık yemek olarak soğan dolması sipariş ettim, Didem için ise tepsi böreği gibi
bir şey sipariş ettik. Yemekler iyiydi, bizden çok farklı değil. Bu arada ben arabayı kullanırken pek memnun kalmadım, ruhsata baktığımda aracın 2010 model olduğunu gördüm, ayrıca direksiyon simidindeki muamele bana airbag sökülmüş izlenimi verdi. Havalimanına gidip bağırdım çağırdım, aracı yarın öğlen geri alabiliriz dediler.
 Saraybosna'dan bir kaç kare..



19 Ekim saat 12:00 havalimanına tekrar gittik, bizden özür dilediler aynı fiyata 2013 gıcır gıcır dizel 1,6 bir Skoda Octavia gibi bir araç verdiler. Neyse aracı aldık ve düştük Mostar yollarına. Bu coğrafyada nesafeler yakın ancak seyahat süreleri uzun :) birazı hız limitlerindense daha çoğu yol koşullarından kaynaklanıyor. Yol üzerinde inanılmaz güzel renkler ve manzaralar eşliğinde Mostar'a vardık. Mostar küçük bir yer köprünün bulunduğu eski şehir denilen alanı gezdik bir kaç fotoğraf aldık ve daha fazla durmamızın manası olmadığını düşünüp hava kararmadan vurduk yollara. Yine müthiş manzara eşliğinde Karadağ'a vardık. Başkent Podgorica'da çok şık bir alışveriş merkezindeki çok şık bir restaurant'ta akşam yemeğimizi yedik. Karadağ Saraybosna'ya kıyasla insanların çok varlıklı olduğu bir yer. Her yer şıkır şıkır, oysa Saraybosna'da bir çok evde uçaksavar mermilerinin izleri duruyor. Bosna'da ki insanlar yaşadıklarını unutamamışlar. Yola revan olduk ver elini Tiran, çok berbat yollardan geçerek saat 02:30 gece yarısı Tiran'a girdik ama çevreye bakıyoruz sanki bir şehir merkezine gelememişiz. Şehrin bizim bulunduğumuz yerleri berbat durumda, rezervasyon yaptırdığımız oteli bulamıyoruz ve ortalıkda haydut kılıklı gençler ve her 50 metrede casino dolu. Biraz tırsıdık, ne yapsak filan düşünürken aklımıza Sheraton Hotel'e gitmek geldi, oraya gittiğimizde biraz daha modern bir yerlere ulaşmış olduk :) Tabii Sheraton'da kalmayı düşünmediğimizden başladık yakın yerlerdeki otelleri taramaya. Holiday Inn'e gittik gecelik €90 istiyor ki gecenin 03:00 ü itibarı ile verilecek para değil. Bir otel daha bulduk €80 istiyor, tam ümidi yitirmiştik yolun karşısında bir otel daha gördük. Zile bastık içeri girdik kahvaltı dahil €30 dediler, odalara baktık pırıl pırıl. Süper hemen yattık, sabah saat 08 yan taraftaki odadan birileri Türk'çe  anırıyor, haliyle uyandık. Kahvaltı yapıp şöyle kısa bir şehir merkezi turu (15 dakika kadar) yaparak yola koyulduk.
Hedefimiz Ohrid Makedonya, güzel bir yolculuk sonrası Ohrid'e vardık, gerçekten bir inci, çok güzel bir şehir. Göl kenarında bir meydana parkettik, otoparkçı çocuk hemen bize otel önerdi, otopark ücreti ne kadar dediğimde "Maybe 1, maybe 2 euro"  dedi :) bende çıkardım €1 verdim, gösterdiği otele doğru yöneldik bu esnada orada bulunan bir çift bizim de Türk olduğumuzu görünce muhabbete giriştiler, muhabbet koyulaştı birlikte gezilecek yerleri gezdik, otel konusunu da birlikte hallettik. Sonrasında meşhur Ohrid gölü alabalığını tatmak üzere sahildeki bir restaurant'a oturduk. Alabalığın kilosu €22 ve bir özelliği yoktu, yedik kişi başı €20 ödedik. Bence kazıktı. O gece konakladığımız otel bayağı güzeldi ve gecelik €60 ödedik.










Ertesi gün sabah kahvaltısı sonrasında Üsküp'e doğru yola çıktık, yol üzerinde Bitola ( Manastır ) şehrine uğrayıp atamızın okuduğu askeri liseyi ( aynı zamanda Atatürk müzesi ) ziyaret ettik. Bitola çok güzel bir yerleşim, eski ve yeni iç içe, Yunanistan'a yakın olmasından olsa gerek biraz yoğun Yunan etkisi hissediliyor.
Akşam hava henüz kararmakta iken Üsküp'e girdik, rezervasyon yaptırdığımız oteli navigasyondan bulamayınca arabamızı bir otoparka bırakıp Ramstore alışveriş merkezine yollandık. İstanbul Restaurant adında bir lokantada açlık sorunumuzu hallettik ve biz otelle ilgili konuşuyorken restaurant sahibi güzel bir otel olduğunu ve merkeze ancak 5 km kadar mesafede olduğunu söyledi, taksi ile €3 tutar dedi, gerçekten de öyle. Otel Orka Grup şirketinin işletmesinde yani bildiğimiz Damat&Tween. Budapeşte odasını bize €60 karşılığı tahsis ettiler :) Otelde oda numaraları yok, onun yerine her odaya bir başkentin ismini vermişler.


Üsküp'te Türk mahallesinde yani tarihi köprünün kale tarafında gezilecek yerleri şöyle bir gezdik ve meşhur güveçte kurufasulyesinden ve köftesinden yedik. Güveçte kuruyu tavsiye etmem ama köfte güzeldi :) Aynı günün akşamında otel resepsiyonundaki çocuğun önerdiği lokal müzik yapılan Nostalgia restaurant'ta akşam yemeğine gittik. Çok güzel bir mekan, garson aşırı ilgiliydi, müzisyenler Türk asıllı, bir kaç Türkçe şarkı söylediler, bizde sandık ki bizim için söyleniyor, coşkuyla eşlik ediyoruz tabii, bu arada kemancı yanımıza geldi,
. Türkmüsünüz?
- Evet
.Türkiye'den mi geldiniz?
- Evet, İstanbul'dan geldik
. Aşkolsun! o kadar sevindi ki mutluluğunu böyle dile getirdi.
. Şurdaki masadakiler de Türk, Türkiye'den geldiler.
- Tanımıyoruz
. Olur mu çok meşhur kadın, Ali kaptan vardı küçük çocuk vardı dizide burada oynadı, bildiniz mi?

Didem evet Wilma Elles deyince kemancı sevindi, güzel bir akşam oldu saat 23:00 gibi otele döndük. Yemekler süperdi herkese öneririm.

Sabah 08:30 da yola çıktık, yaklaşık 1 saat kadar sonra Kosava'ya girdik, amacımız oradan Sırbistan'a geçmek. Kosava'ya bir girdik aklımızı kaçıracaz, bir savaş atmosferi var gibi, her yer berbat durumda, yollar çok kötü, her yer birleşmiş milletler ve anlayamadığımız diğer askerlerle dolu. Polis jipleri, tuhaf yola sığmayan amerikan savaş jipleri, sanki bir korku filmi. Hiç durmadan Priştine üzerinden devamla Sırbistan sınır kapısına geldik. Yolda gelirken bazı barikatlardan geçtik! Neyse sınırda pasaportu ve araç belgelerini verdik. Bekleyin ileriye çekip dediler, normalde kaşeyi basıp gönderiyorlar. Hayırdır filan derken yanımıza bir Sırp görevli geldi, buradan geçemezsiniz gibi bir şeyler anlatıyor kendi dilinde, neden geçemeyeceğimizi soruyorum ingilizce türkçe, neyse sonrasında anladık ki biz girişi Kosova'dan yaptığımız için ve Sırbistan'da Kosova'yı tanımadığından bizi o sınır kapısından almıyorlar. Gümrükçü bize iyice yolları tarif etti ve önce Karadağ'a gidip oradan Sırbistan'a girmemiz gerektiğini açıkladı :) Neyse saat 15:30 itibarı ile düştük tekrar yollara, giderken bir polis çevirmesine girdik adamlar bize nefretle bakıyor, pasaportu görünce hiç bir şey söyleyemiyorlar! Meğer biz Bosna plakalı bir araçla gezdiğimiz için sevimsiz bir duruma düşmüşüz oralarda. İyi ki bizi birinci sınır kapısından çevirmişler , yoksa aydınlıkta Sırbistan'ı geçmek zorunda kalacaktık ve belki aracımızı taşlayacaklar kim bilir! Bu arada Didem telefonumuza gelen 0312'li numaradan Dış İşleri Bakanlığı'nı aradı, oradaki çalışanlara durumu aktardı, bu konuda bişey bilmediklerini Kosova'daki Büyükelçiliği aramamız gerektiğini söylediler. Didem Büyükelçilikle görüştü ancak bize faydalı olabilecek hiç bir şey söyleyemediler! Sırp sınır görevlisinin verdiği bilgiler bizim için daha faydalı oldu. Ayrıca araç plakamızı sordular, Didem'de aracın Bosna plakalı olduğunu söyledi, bu konuda da hiç bir yorum yapmadılar!
Neyse ilerleyen saatlerde Sırp sınır görevlisinin verdiği rotayı takip ederek Pec üzerinden Karadağ'ın Rozaj sınır kapısına vardık. Ama ne varmak, aşağıda 22 derece olan sıcaklık yukarıda 1,5 dereceye düştü ve kar yağışı başladı :) Böylece mevsimin ilk karını Karadağ'da görmek kısmet oldu. Karadağ'da saat 19:00 civarı artık açlık ve yorgunluktan pes eden bedenleri biraz dinlendirmek ve bir şeyler yemek üzere durduk.
Çok güzel bir akşam yemeği ziyafeti sonrasında tekrar düştük yollara. Sonuçta Sırbistan sınır kapısına vadık, pasaportu ve ruhsatı sınır görevlisine uzattım.
- Sırpça bir şeyler söylüyor
. İngilizce bir şey anlamadığımı söyledim.
-İngilizce Türk'müsünüz?
.Evet
-Türkiye'den mi geldiniz?
.Evet
-Nereye gidiyorsunuz?
.Saraybosna'ya ve oradan İstanbul'a döneceğiz.
-Didem kim?
*Benim
-Sırbistan'a ilk kez mi geliyorsunuz?
*Evet
-Ne iş yapıyorsun?
.Ekonomistim
- Türkler genelde İngilizce konuşmak istemiyorlar
.Bilmiyorlardır, bilseler konuşurlar
-Yok konuşmuyorlar
.Fransızlar için derler İngilizce konuşmuyorlar diye
-İyi yolculuklar

Bir hışımla Sırbistan topraklarını geçtik ve şaşkın bakışlar altında Bosna gümrüğüne vardık. İşlemlerimiz yapıldı ve yaklaşık 10 km kadar gittik Good Bye Serbia şeklinde bir tabela! Anlayabilmek mümkün değil, sonra bir polis çevirmesi daha, şaşılacak bir şey varsa pasaportu görenlerin yelkenleri suya iniyor :)
Hayatımda geçmediğim kadar tünel geçerek gece saat 22:00 civarlarında Saraybosna Grand Hotel'de yatağımızdaydık. Nasıl uyuduk bilemiyoruz, uyandık koştur koştur havalimanı, rent a car'cı Maide dedi ki uçağınızın 2 saat rötarı var, aceleye gerek yok. Olmasa şaşardım :)
Saat 08:50 uçağımız 11:30 itibarı ile kalktı ve öğleden sonra İstanbul'a indik. Dileğim ülkemizde birlik ve beraberlik ve huzur ortamı dünya son bulana kadar daim kalsın.



19 Ocak 2012 Perşembe

Kainat Eczanesi


RUH HALİMİZE GÖRE BESLENME

Yediğimiz besinlerin ruh halimizi etkilediğini ve ruh durumumuza göre yenilen besinlere dikkat edilmesi gerektiğini kaç kişi biliyordu acaba?

Örneğin, sinirliyken makarna yiyip kafeinli içeceklerden uzak durmak gerekirken, endişeli zamanlarda da bol sıvı tüketmek gerekiyor

"Bezginlik: Bu duruma karşı sebze grubu yiyecekler tercih edilmeli. Yediğiniz sebzelerin çiğ olmasına dikkat edin. Yavaş yemeye özen gösterin.

Yorgunluk: Bezelye ve havuç, yorgunluğa karşı birebir.. Taze sıkılmış meyve suları ve evde yapılan meyveli yoğurtlar da yararlı.

Çekingenlik: Kuru baklagiller ve fosfor açısından zengin besinler önerilir. Bulgur, mercimek ve balık türü yiyecekler de yenmeli.

Agresiflik: Yağlı tohumlar, özellikle fındık, ceviz ve fıstık yenmesi gerekir.

Keyifsizlik: Kendinizi ödüllendirin; pizza, döner, hamur, ne istiyorsanız onu yiyin.

Endişe: Vücutta aşırı sıvı kaybı olacağından hafif çorba, komposto, meyve suyu içilmesi gerekli.

Hayal kırıklığı: Enginar ile kereviz bu duruma karşı oldukça etkili. Sebzeler hayal kırıklığını hafifletici etki içeriyor.

Yalnızlık: Domates, biber, patlıcan, patates yalnızlık duygusunu hafifletiyor.

Aşırı öfke: Ekmek, makarna, sebze, meyve yenmeli. Kırmızı et ve kafeinli içecekler öfkeyi tetikler.

Depresyon: Çok fazla olmamak kaydıyla çikolata yenmesi gerekir. Şekerli, sütlü tatlılar da yenebilir. Vücudun mutlaka şekerli besin alması gerekir.

Özgüven: C vitaminli yiyecekler önerilir. Yeşil biber, maydanoz, haşlanmış patates ve kuşburnu insana güven verir".



MUHTEŞEM İKİLİ (BAL VE TARÇIN)

Bal ve Tarçın karışımının birçok hastalıklara iyi geldiği saptanmıştır.
Eski Yunan tıbbında olduğu kadar Ayurvedik tıpta da Bal,asırlarca hayati ilaç olarak kullanılmıştır.
Bugünün bilim adamları birçok hastalıkların tedavisinde Balı çok etkili bir ilaç olarak kabul etmişlerdir.
Bal hertürlü hastalıkta herhangi bir yan etkiye sebep olmaksızın kullanılabilmektedir .
Bugünün tıp ilmi,balın tatlı olmasına karşın doğru dozlarda alındığında şeker hastaları için tehlikeli olmadığını kabul etmektedir.
Kanada da yayımlanan ünlü Weekly World News dergisinin 17 OCAK 1995 tarihli sayısında batılı araştırmacılar tarafından bal ve tarçınla tedavi edilen hastalıkların listesini yayınlamıştır.


YORGUNLUK
Araştırmayı yapan Dr.MİLTON, bir bardak su içerisinde ½ kaşık bal ve biraz toz tarçının hergün kuşluk vakti ve vücut direncinin düşmeye başladığı takriben saat 15.00 te alındığında bir hafta içerisinde canlılığın arttığını tesbit etmiştir.

SOĞUK ALGINLIĞI
Bir kaşık ılıtılmış Bal,1/4 tatlı kaşığı toz Tarçın günde üç defa yenir.
Bu uygulama birçok kronik öksürük,soğuk algınlığı ve sinüslerin temizlenmesi için de geçerlidir.

YAŞLILIK
Bal ve Tarçınla hazırlanan çay,düzenli alındığında yaşlılık harabiyetini önler.
4 kaşık bal,1 kaşık toz Tarçın , 3 bardak su içerisinde kaynatılarak bir içecek hazırlanır. Günde 3-4 defa ¼ bardak miktarında içilir. Deriyi diri,taze ve yumuşak tutar, yıpranmasını durdurur.

KALP HASTALIKLARI
Bal ve Tarçınla bir karışım yap ve bunu her sabah kahvaltıda reçel veya marmelat yerine ekmek üzerine sür.
Bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastaları kalp krizinden korur.
Bu uygulama ile, daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler, ikinci krizden kilometrelerce uzakta olacaklardır.
Bu uygulamayı düzenli olarak yapan kişilerde solunum güçlüğü ortadan kalkacak ve kalp atışları kuvvetlenecektir.

KANSER
Japonya ve Avustralya da yapılan bir araştırmada ,mide ve kemik kanserleri üzerinde başarılı olunmuştur.
Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kaşık bal ve bir kaşık Tarçını bir ay süreyle günde üç defa almalıdırlar.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Hergün kullanılan Bal ve Tarçın bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve vücudu bakteri ve virus saldırılarına karşı korur.
araştırmacılara göre Bal,birçok Vitamin ve büyük miktarda demir içermektedir.
Balın düzenli kullanılması, Akyuvarlar içerisindeki, bakteriler ve viruslerle savaşan,korpuskü lleri de kuvvetlendirir.
DİŞ AĞRISI
Bir kaşık toz Tarçın ve 5 tatlı kaşığı Bal karışımı ağrıyan dişe tatbik edilir.
Ağrı kesilene kadar günde üç defa uygulanır.

HAZIMSIZLIK & GRİP
Toz Tarçın 2 kaşık bal üzerine serpilip yemekten önce alındığında asit oluşumunu ve hazımsızlığı önler
İspanya da yapılan bir araştırmada bal içerisindeki bir maddenin grip mikroplarını öldürdüğü ve hastaları gripten koruduğu saptanmıştır.
İDRAR KESESİ ENFEKSİYONLARI
İki kaşık toz Tarçın,bir tatlı kaşığı Bal, ılık su içerisinde eritilip içilir..
İdrar kesesindeki mikroorganizmalar üzerinde etkilidir.

KOLESTEROL
İki kaşık Bal, Üç tatlı kaşığı Toz Tarçın,450 gr.demlenmiş çay içerisinde eritilerek içildiğinde kan kolesterol seviyesi 2 saat içerisinde % 10 düşecektir.
Artrit hastalarına tavsiye edilen kür de günde 3 defa kolesterol hastaları i,çin uygulanabilir.
Adı geçen dergideki bilgilere göre günlük gıda ile alınan bal bile kolesterolün düşmesine yardımcı olabilir.
MİDE AĞRILARI
Bal ve Tarçın kürlerinin ,mide ağrıları için olduğu kadar mide ülserleri için de yararlı olduğu saptanmıştır.
GAZ : Hindistan ve Japonyada yapılan araştırmalar Bal ve Tarçının midedeki gazı giderdiğini göstermiştir.

KISIRLIK
Eski Yunan ve Ayurvedikler Balı, yıllardır, erkeklerin spermalarını kuvvetlendirmek için kullanmışlardır.
Eğer kudretsiz bir erkek düzenli olarak uyumadan önce 2 kaşık bal yerse problemleri çözülecektir.
Çin,Japon ve uzakdoğu ülkelerinde ,gebe kalamıyan ve uterusunu kuvvetlendirmek isteyen kadınlar asırlardır toz Tarçın kullanmaktadı rlar
Gebe kalamıyan kadınlar bir tutam toz Tarçın ve yarım tatlı kaşığı balı gün boyunca bir sakız üzerine koyup çığnediklerinde tükürükle karışarak yavaş yavaş emilerek etkili olmaktadır.
Amerika Meryland'da evli bir çiftin 14 yıldır çocuğu olmamış ve ümitlerini de kaybetmişlerdir. Bu uygulamalar kendilerine anlatılmış ve yukarıda belirtilen kürün uygulamasına başlandıktan birkaç ay sonra ikiz çocuklarının olacağı tesbit edilmiştir.

SAÇ DÖKÜLMESİ
Saçı dökülenlerle tepesi açılanlar için sıcak zeytinyağı içerisine bir kaşık bal,bir tatlı kaşığı toz Tarçın ilavesiyle elde edilen krem banyodan önce başa sürülür ve yaklaşık 15 dakika beklendikten sonra yıkanır.
5 dakikalık bir uygulama dahi etkili olabilir.

SİVİLCELER VE DERİ
3 kısım bal, 1 kısım Tarçın ile bir krem yapılır. Bu krem uykudan önce sivilceler üzerine sürülür.Sabahleyin ılık su ile yıkanır.
Eğer 2 hafta süreyle her gün uygulanırsa sivilceleri kökünden çıkarır.
Egzama,mantar ve diğer deri enfeksiyonları nda eşit miktardaki Bal ve Tarçın karışımı uygulanır

ZAYIFLAMA
Bir bardak su içerisine eşit miktarda Bal ve Tarçın konup kaynatılır.Hergü n kahvaltıdan yarım saat önce aç karnına ve yatmadan önce içilir.
Düzenli uygulanırsa kilo verilir.
Ayrıca bu karışım düzenli olarak içildiğinde ,yüksek kalorili diyet alınsa bile, vücutta yağın birikmesine engel olur.
  
GÜNE ENERJİK BAŞLAYIN

Yulaf, çikolata,buğday, bal ve pirinç.Hepsi de enerji ve güç veren besinler.İçerdikleri yüksek orandaki besinsel değerler nedeniyle cildin doğal savunma mekanızmasını güçlendirerek dış etkenlere karşı koruma sağlıyor.

Yulaf: Yulaf gevreğini sabah kahvaltıda süt veya yoğurda ilave ederek yiyin.Zengin protein,lif, vitamin(özellikle de B ve D vitaminleri) ve mineral kaynağı(100 gramında 53mg..kalsiyum, 405 mg.fosfor,4, 5 mg.demir ve 468 mg.potasyum bulunuyor.)olan yulaf,güç ve enerji verici özellikler içeriyor.

Cildinizi tazelemek ve kadifemsi bir yumuşaklığa kavuşturmak için haftada iki kez 2 kaşık pirinç suyu,2 damla zeytinyağı ve 2 çorba kaşığı yulaf unu karışımını sürüp 5 dakika bekleyin ve yıkayın.

Buğday: Kolesterol ve tansiyon düşürücü etkili buğday,yüksek oranda B ve E vitaminleri içeriyor.Özellikle E vitamini içeriği ile doğal bir antioksidan olarak cildi yaşlanmaktan koruyorve kırışıklıkların oluşumunu önleyerek cildin her dem genç kalmasını sağlıyor.

Gözdeki damarları koruyup,göz etrafında oluşabilecek çizgileri azaltıyor..Cilde pembelik veriyor.Tırnakları ve saçları güçlendiriyor. Zengin içeriği nedeniyle kozmetik ürünlerinde çok sık kullanılıyor.

Çikolata: Mutluluk hormonunu(serotonin ) uyarıcı özellikler içerdiğinden çikolata vücudu ve cildi gevşetip rahatlamasını sağlıyor. Aşık olma esnasında beynin ürettiği feniletilamin adlı uyarıcı bir madde içerdiği için afrodizyak özellikler taşıyor.Stresten uzak rahat bir uyku sağlıyor.Antioksidan özellikleriyle serbest radikallere karşı savaşarak yaşlanmayı geciktiriyor. Protein kaynaklı olduğundan cildi yenileyip elastikiyetini arttırıyor.İçeriğ indeki sterol adlı madde ile cilde tonik etkisi yapıyor.

Bal: Şeker,fruktoz ve glikoz içeren baldoğal bir tatlandırıcı.Ayrı ca antibiyotik özelliği ile mikroplara karşı güçlü bir dezenfektan. Vitamin,mineral ve protein kaynağı olan balın yapısındaki meyve asitleri cildi arındırıyor,azot ve glüsit gibi maddeler nemlendirici özellikler içerip cildin nem dengesini düzenliyor. Manganez,magnezyum, kalsiyum ve silisyum gibi mineraller ise cildi pürüzsüz bir güzelliğe kavuşturuyor.

Pirinç: B grubu özellikle B1 ve B2 vitaminlerince zengin olanpirinçte ayrıca demir,potasyum, fosfor ve kalsiyum başta olmak üzere diğer mineraller de bulunuyor.Pirinç hücrelere ihtiyacı olan enerjiyi sağlayıp cildin yıpranmasını önlüyor,içerdiği bol potasyum ve az azot ile kan basıncı değerlerinin düzenli akışını sağlıyor.Zararlı güneş ışınlarının etkisi veya yaşlanma nedeniyle ortaya çıkan cilt lekelerini yok ederek, cildin ışıltılı bir görünüme kavuşmasını sağlıyor.

Terlemeyi Azaltmanın Yolu; Sağlıklı Beslenme

Uzmanlar sıcak yaz günlerinde çok terleyen kişilerin,sağlı klı beslenmeleri halinde bu dertlerinden kurtulabileceklerin i belirtiyor.Bol bol sebze ve meyve yiyen kişiler daha az terliyor.Adaç ayının ter gözeneklerinin büzüşmesini sağladığını belirten uzmanlar,terlemeyi azaltmak için günde bir litre adaçayı içilmesini öneriyorlar.Uzmanlar ,bir bardak suya bir çorba kaşığı elma sirkesinin eklenip içilmesinin veya bir fincan elma sirkesi eklenen dolu küvette banyo yapılmasının da terlemeyi önemli ölçüde azalttığını kaydetti.

Kahve,alkol, tuz ve acı baharatların tüketilmesinin terlemeyi arttırdığını belirten uzmanlar,proteinli gıdalardan da uzak durulması gerektiğini belirtiyorlar. Aspirinin içindeki asetil salisilik astin de terlemeyi arttırdığı kaydedilen haberde,çok terleyen kişilere sıcak yaz günlerinde başka ağrı kesicilerkullanmala rı ve çok sıcak ile çok soğuk içecekler içmemeleri önerildi.

Strese karşı günde bir elma

Günde bir elma çok sayıda hastalığa karşı vücudu koruyor.
New York'ta yapılan bir araştırmanın sonucuna göre,hücrelerin zarar görmesine karşı direnci arttıran güçlü bir antioksidan madde bulunan elma,güneş ışığı,kimyasal reaksiyonlar ve günlük yaşamın sebep olduğu stresten kaynaklanan zararlara karşı güçlü bir koruma sağlıyor.

Farelerin beyni üzerinde yapılan bir araştırmanın elmada bulunan quercetin isimli antioksidan maddenin C vitaminine göre beyin hücrelerinin muhtemel hasarlara karşı direncini çok daha iyi koruduğunu ortaya koyduğu kaydedildi.

Diğer meyve ve sebzelerle mukayese edildiğinde en yüksek quercetin oranına sahip olan meyvenin elma olduğu elmanın Alzeheimer hastalığıyla mücadelede en faydalı yiyecek olduğuna dikkat çekildi.

Elmanın kendisinin elma suyu tüketimine nazaran çok daha faydalı olduğunu kaydeden araştırmacılar, genelde kırmızı elmaların yeşil yada sarı elmalara göre çok daha fazla antioksidan madde ihtiva ettiğini ifade ettiler.

Soğan,kızılcık ve böğürtlen gibi meyve ve sebzelerde de bol miktarda quercetin maddesinin bulunduğu belirtiliyor.

YAŞLANMAYI DURDURANLAR

Araştırmaya göre yaşlanmayı durduran besin grupları şöyle sıralanıyor:
Kahvaltılık tahıl:Yulaf,kara buğday gevreği,buğday ya da pirinç gevreği
Süt Ürünleri:Soya sütü,gravyer permesan peynirleri ve yoğurt
Ekmek Çeşitleri:Kara ekmek,tahıllı ekmek,arpa,yulaf ve çavdar ekmeği
Sebze baklagiller:Brokoli,lahana, havuç,ıspanak, balkabağı,domates, tere,bezelye, nohut,mercimek, semizotu, mısır,avakado, pırasa,soya
Tahıllar:Bulgur,esmer pirinç,basmati pirinci
Balık ve Kabuklu deniz ürünleri:Somon,alabalı k,barbunya, istiridye, karides,uskumru, kalkan
Meyve ve Tatlılar:Kayısı,muz,kiraz, elma,çilek, pembe greyfurt,mango, kavun,karpuz,ü züm,dut,kuru meyveler,ceviz, badem,fındı k

Kayısı binbir derde deva

Sindirimi düzenleyip bağırsakları çalıştıran kayısı içindeki antioksidanlarla kanseri de önlüyor. . Kayısının en büyük yararlarından biri de insan cildini diri tutması...

Duru cilt için günde 5 tane
Günde 5 tane kayısı yemek cilde hem tazelik hem de güzellik katıyor. İngiliz bilim adamları, kayısının içeriğinde bulunan patosyum sayesinde, insanlara gençlik ve güzellik aşıladığını açıklıyor.

Hücrelerin sıvı dengesinin düzenlenmesinde ve protein üretiminde büyük rol oynayan kayısı, ayrıca derideki sivilceleri yok ediyor. Cildin 5 yaş gençleşmesini ve cildin tazelik kazanmasını sağlıyor.
Meyveler ve sırları

Kara üzüm'ün gece görüşü sağladığını biliyor musunuz?
Portakalın gizli faydası ne?

PORTAKAL: Her gün portakal veya C vitamini almak insanın keyfini düzeltiyor, enerji seviyesini yükseltiyor. Daha iyi bir libido ve daha güzel bir orgazm yaşamasını sağlıyor.

KARA ÜZÜM: Gece görüşünü artırıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında pilotlara çok yardımcı oldu.

ENGİNAR: Yüksek kolesterole bire bir. Her gün 450 gram enginar kolesterol seviyesinin yüzde 20 düşürüyor.

ISIRGAN OTU: Prostat kanserine bire bir... Ancak 40 yaşını aşkın erkeklerde sık sık tuvalete gitme ihtiyacına neden oluyor.

KIRMIZI BİBER: günde 2.5 gram tüketilen kırmızı biber sindirime iyi geliyor ve mide ağrısını ortadan kaldırıyor. Ayrıca sinir sistemine bağlı ağrıları da azaltıyor.

ISPANAK: magnezyum bakımından çok zengin olan ıspanak, bir ağrı kesici olarak işlev görüyor. Günde 250 miligram alınan magnezyum kadınların regl ağrılarının hafiflemesini sağlıyor.